Üsküdar 1800



Boğazın Anadolu sahilinde, bir dil şeklinde uzanan ilk burun Üsküdar’dır. İlk padişah biniş yeri de Şemsi Paşa Sarayı’dır.


Üsküdar 1800

Üsküdar 1800

Boğazın Anadolu sahilinde, bir dil şeklinde uzanan ilk burun Üsküdar’dır. İlk padişah biniş yeri de Şemsi Paşa Sarayı’dır. Vaktiyle bir sahil köyü olan Üsküdar şimdi Türk, Ermeni, Rum ve Yahudilerin birlikte huzur içinde yaşadığı bir ilçe haline gelmiştir. Üsküdar’ın eski adı Rumca Khrsopolis’in menşeine dair çeşitli görüş ve rivayetler vardır. Bir rivayete göre Pers hakimiyeti sırsında diğer şehirlerden alınan altın burada toplandığı için altın şehri manasına gelen Khrsopolis denmiştir. Sokrates’e göre Atina’lı kumandan Aikiviadios tarafından surla çevrilen bu mevkide, Karadeniz’den gelen gemilerden pay alınırdı. Bir rivayete göre de orada Skutarion yani kalkan imal edilip satıldığından dolayı Skutari olarak adlandırılmış olan şehre Türkler Üsküdar adını vermişlerdir.
Üsküdar’ın nihayetindeki tepede, Şemsi Paşa adını taşıyan bir saray, sahilde de sarayla aynı zamanda yapılmış olan kurşun kubbeli bir cami vardır. Cami kubbesinin tepesinde alışılmışın dışında hilal şeklindeki alem yerine altın yıldızlı bir güneş şekli konmuştur. Sultan I.Süleyman’ın kızı ve Rüstem Paşa’nın zevcesi Mihrimah Sultan, Üsküdar sahilinde İskele Camii denilen ve 1546 yılında tamamlanmış olan çifte minareli bir cami, hastahane, çifte kervansaray, medrese ve misafirhane, imaret ve bir mektep yaptırmıştır.
Sultan III.Murat’ın annesi, Sultan II.Selim’in karısı Nurbanu Sultan da 1577 yılında burada valide Camii’ni yaptırmıştır. Bu caminin yanında çifte hamam, imaret ve medrese vardır. Burada Sultan I.Süleyman’ın zevcesi ölen Şehzade Mehmet’in annesi Haseki Sultan tarafından yapılmış olan bir cami, hamam, medrese ve imaret bulunur. Sultan I.Ahmet’in zevcesi Sultan İbrahim’in, Sultan IV.Murat’ın ve Şehzade Kasım’ın anneleri kösem adı da verilen Mahpeyker Sultan da 1643 yılında Üsküdar’da yeni mahalleye doğru setin üzerinde güzel bir cami, çifte hamam ve bir imaret yaptırmıştır. 
Sultan II.Mustafa’da Üsküdar’da Ayazma iskelesi yakınına düşen setin üzerine inşası 1758 senesinde başlayıp 1760 senesinde biten annesi Mihrişah Emine Sultan’ın hatırasına tek minareli yüksek ve güzel bir cami yaptırmıştır. Mihrişah Sultan Camii yakınında Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Rumi Mehmet Paşa tarafından medresesi ve mutfağı ile birlikte kubbe ve kurşunla örtülü bir cami daha yaptırılmıştır.
Üsküdar’da o zamanlar sahilden hayli uzakta tepeye doğru birer kilise ile birlikte iki Ermeni mahallesi bulunurdu. Bunlardan biri Selamsız adını taşıyan mahalle olup, buradaki Surp Haç Kilisesi ilk defa Balatlı Der Abraham adlı bir papaz tarafından yaptırılmıştır. Yeni mahalleden aşağıya doğru sahilde Balaban iskelesi vardır. Sultan III.Ahmet’in annesi Gülnuş Sultan burada Valide Sultan adlı bir cami yaptırmıştır. Edirne şehirinde ölen Gülnuş Sultan’ın cenazesi oradan İstanbul’a getirilerek 1715 yılında bu camiye defnedilmiştir.
Üsküdar’ın doğusunda Çamlıca tepesi vardır. Buradan bakılınca görüş çok uzakları ve hemen hemen bütün İstanbul’u kaplar. Buraya oldukça güzel bir yoldan gidilir. Türk kadınları buraya sık sık gelirler çay kahve içerler veya piknik yaparlardı. Bu etrafa hakim tepeden gözlerimizin önüne serilen güzel manzaranın seyrine doyum olmaz.